Embajada de la Republica Bolivariana de Venezuela en Turquia
Inicio     Embajada     Contctenos
 

 

Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com  

 

 

Caracas

Ankara

Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com  

 

 

 

               
fgEspañol   Turco     Inglés    

 

Hugo Chavez Frias
Hugo Rafael Chávez Frías
Presidente de la República Bolivariana de Venezuela

 

Trote Bolivariano del Presidente Chávez en Academia Militar

 

_______________________________________________________________________

VENEZUELA DEVLET BASKANI HUGO CHAVEZ FRIAS'IN BIRLESMIS MILLETLER GENEL SEKRETERI BAN KI MOON'A HITABEN YAZDIGI VE FILISTIN HALKINA VE DEVLETINE TAM DESTEGINI IFADE ETTIGI MEKTUP

 

          Miraflores, 17 Eylül 2011

Ekselansları
Ban Ki-Moon
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri

 

Sayın Genel Sekreter:
Dünya Halklarının Saygıdeğer Temsilcileri:

Yer yüzünde bulunan tüm dünya halklarının temsil edildiği büyük bir camia olan Birleşmiş Milletler Genel Meclisine yönelttiğim bu sözler, Filistin Devleti’nin tanınması; Filistin’in özgür,egemen ve bağımsız bir ülkeye dönüşme hakkı hususlarında Venezuela’nın vermiş olduğu tam desteği bugün ve burada tastik etmektedir. Çok uzun zamandan bu yana içinde büyük acı ve ızdırap büyüten bir halkla ilgili tarihi bir adalet tecellisi söz konusudur.

Ünlü Fransız düşünür, Gilles Deleuze’nin “Arafat’ın Büyüklüğü” adlı unutulmaz eserinde de vurguladığı gerçeklik, Filistin sorununun herşeyden önce, bu halkın kendine yapılan haksızlıkları çekmiş ve çekmeye devam ediyor olmasıdır.  Aynı şekilde, bu daimi ve yılmaz direniş isteğidir ki insanlığın kahramanlık sayfalarına yazılmıştır. Bu direnme isteği, dünyaya duyulan derin sevgiden doğmuştur. Filistin’in yorulmak bilmez sesi Mahmut Derviş, bu sevgiden ve bu hissiyatın bilincinden şöyle bahseder: Anıya ihtiyacımız yok/ çünkü Karmel Dağı içimizde/ ve göz kapaklarımızda Celile’nin otları/ Bir ırmak misali vatanıma koşabilseydim deme/ Çünkü biz vatanımızın etine büründük/ ve vatan bizim içimizde.  

Filistin Halkının başına gelenin bir soykırım olmadığını yalan yere savunanlara karşı yine Deleuze en güzel açıklamayı yapmıştır: Her durumda, sadece Filistin Halkının varolmaması gerektiğini değil hiç varolmadığı ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Bu, tabiri caizse, soykırımın sıfır noktasıdır: bir halkın varolmadığını açıklamaktır; onun varolma hakkını inkar etmektir.

Bu bağlamda, büyük İspanyol yazar Juan Goytisolo, etkili bir biçimde yaptığı şu belirlemelerde ne kadar da haklıdır: İsrail kavimlerine Batı Şeria Bölgesi’nin (Judea ve Samaria) Kitab-ı Mukaddes’te vaad edilmiş olması, bu topraklarda doğan ve yaşayanları tahliye etme hakkı tanıyan, noter önünde güvence altına alınmış bir mukavele değildir. İşte bu sebepten ötürü, Orta Doğu sorununun çözümü, kati olarak, Filistin Halkına adil davranmaktan geçer; bu, barış elde etmenin yegane yoludur.

Tarihin en kötü soykırımlarından birine maruz kalanların Filistin halkının celladına dönüştüklerini görmek acıtıyor ve öfkelendiriyor: Holokostun mirasının Nakba olması acıtıyor ve öfkelendiriyor. Ve siyonizmin, kendi rezaletlerine ve şuçlarına direnenlere karşı antisemitizm şantajını kullanmaya devman etmesi ise öfkelendiriyor. İsrail kurbanların hatırasını yüzsüz ve aşağılık bir şekilde araç haline dönüştürmüştür ve dönüştürmektedir. Ve bunu, tüm ceza muafiyetiyle, Filistine karşı kullanmaktadır. Bu arada, antisemitizmin arapların dahil olmadığı, batılı ve avrupalı bir sefillik olduğunu vurgulamak boşuna olmayacaktır. Unutmayalım ki, tüm bunların yanı sıra semitik Filistin halkı, sömürgeci İsrail Devleti’nin yaptığı etnik temizlikten madurdur.   

Şu noktada beni anlamanızı istiyorum: antisemitizmi reddetmek bir şeydir ve diğer başka bir şey ise siyonist barbarlığın Filistin halkına apartheid (ayrılık) rejimi uygulamasını pasif bir şekilde kabul etmektir. Ahlaki bir bakış açısı, ilkini reddedenin ikincisini kınamasını gerektirir.  

Bu noktada konudan saparsak, siyonizmi Yahudilikle karıştırmak sınırı aşan bir yaklaşım olacaktır; Albert Einstein y Erich Fromm gibi birçok Yahudi entellektüel bize bu gerçeği zaman içinde hatırlatlamyo görev edinmiştir. Ve her geçen gün İsrail’de siyonizme ve onun terör ve şuç eylemlerine karşı çıkan bilinçli kişi sayısı artmaktadır.

Bunu tüm hatlarıyla söylemek gerekir: bir dünya görüşü olarak siyonizm, kesinlikle ırkçıdır. Golda Meir’in şu sözleri bunun açık bir kanıtıdır: İşgal edilmiş toprakları nasıl geri veririz? Kimse bunları kimseye geri vermez. Filistinli diye birşey yoktur. İnsanların düşündüğü gibi Filistin adlı bir halkın varolduğu, ki onlar kendilerine Filistinli diyor, ve bizim gelip onları topraklarından atıp ülkelerini ele geçirdiğimiz diye birşey yoktur. Onlar yoktular.  

Hafızalarımızı biraz yoklayalım: 19. Yüzyıl sonlarından bu yana siyonizm Yahudi halkının Filistin’e geri dönüşünü ve burada kendi milli Devletlerini kurmasını planlamaktadır. Bu, öncesinde Fransız ve İngiliz emperyalizmi ve sonrasındada Yanki emperyalizmi için işlevsel bir plandır. Batı daima, Filistin’in askeri yollarla siyonist işgalini cesaretlendirmiş ve desteklemiştir. 

Tarihte Balfour Açıklaması olarak bilinen, 1917 tarihli belgeyi okuyun ve tekrar okuyun: İngiliz Hükümeti, Yahudilere Filistin topraklarında bir milli yurt sözü verirken gücünü kullanır ve orada yaşayan insanların varlığını ve taleplerini göz ardı eder. Siyonizmin gelip de kendi özel taşınmaz mülkü ilan etmesinden önce, yüzyıllardır Hıristiyanların ve Müslümanların Kutsal Topraklarda barış içinde, bir arada yaşadıklarını unutmamak gerekir.

20. Yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren, siyonizm, Filistin’deki İngiliz işgalini fırsat bilerek, yayılmacı projesini geliştirmeye başlamıştır. İkinci Dünya Savaşının sona ermesinin ardından, topraklarının ve tarihinin sömürülmesi ile Filistin halkının trajedisi ciddi bir hal almıştır. 1947’de Birleşmiş Milletlerin 181 sayılı uğursuz ve yasadışı kararı, Filistin’in bir Yahudi devleti, bir arap devleti ve uluslararası kontrol altındaki bölge (Kudüs ve Beytüllahim) olarak paylaştırılmasını tavsiye etmektedir.  Yüzsüz bir şekilde bu toprakların %56’sı kendi devletini kurabilsin diye siyonizme tahsis edilmiştir Gerçekte bu karar, uluslararası hukuku ihlal etmiştirdiyor ve büyük Arap topluluklarının isteklerini açıkça tanımamıştır: halkların kendilerini ifade etme hakları bir kara deliğe dönişmüştü.

1948’den günümüze dek siyonist devlet, Filistin Halkına karşı işlediği şuç statejisini sürdürmektedir. Bunun için koşulsuz müttefiki olan Kuzey Amerika Birleşik Devletleri’ne güvenmiştir. Bu koşulsuzluk, çok açık bir olayla ortaya konulmaktadır: Amerika Birleşik Devletleri Orta Doğu Uluslararası Polis Kuvvetlerini yönlendiren ve belirleyen İsrail’dir. Filistin’in ve evrenin bilinci ile Edward Said, Amerika Birleşik Devletlerinin müttefikliği üzerine inşa edilecek bir barış anlaşmasının, siyonizmle yüzleşmektense onun gücünü kabullenmek olduğunu savunmakta son derece haklıdır.

İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin tüm dünyayı inandırmak için yaptıklarının aksine, uluslararası iletişim ile, Said’in de söylediği gibi  Filistin’de yaşanmış olan ve yaşanan bir inanç sorunu değildir: sömürgeci ve emperyalist mühür taşıyan siyasi bir sorundur; milenyumun değil günümüzün sorunudur; Orta Doğu’da doğan değil Avrupa’da doğan bir sorundur.

Sorunun özü neydi ve ne olmaya devam ediyor? İsrail’in güvenliği dikkate alınıp tartışılırken Filistin için hiçbir şey yapılmıyor. Bunu, yakın tarihle de teyid edebiliriz: Gazze’de İsrail tarafından yeni bir soykırım tekrarı olarak gerçekleştirilen “Dökme Kurşun” operasyonunun  hatırlamak yeterli olacaktır.

Filistin’in güvenliği, Ürdün’ün batı sınırı ve Gazze şeridi tecrit edilerek, bir çırpıda yerel yönetim ve yerel polis kontrolü seviyesine indirgenemez. Bu, Filistin Devletinin, Başkent olarak Batı Kudüs’ü de kapsayan 1967 öncesi sınırlarını, vatandaşlarının haklarını ve halk olarak kendi isteklerini göz ardı etmek demektir. Bu da 194 sayılı kararda aynen ifade edildiği üzere %50’si dünya üzerinde dağınık halde bulunan Filistin Vatandaşlarının tazmin edilmesinin ve sonrasında Ana Vatan’a dönmelerinin göz ardı edilmesidir. 

Peder Miguel D’Escoto’nun 2008 sonlarında ve 2009 başlarında Gazze Halkına yönelik katliamın durdurulmasını iskerken söylediği gibi bir ülkenin (İsrail) varlığını, Birleşmiş Milletlerin çıkardığı küçümseyici olabilecek kararnamelerden biri olan Genel Kurul kararnamesine borçlu olması inanılmaz birşeydir.

Sayın Genel Sekreter ve Dünya Halklarının Saygıdeğer Temsilcileri:

Birleşmiş Milletler krizini gözardı etmek imkansızdır. 2005 yılında, yine böyle bir Genel Kurul’da, Birleşmiş Milletler modelinin tüketildiğini savunduk. Filistin üzerine yapılan tartışmanın gecikmiş ve açıkça sabote ediliyor olması bunu doğrulamaktadır.

Birkaç günden bu yana, Washington, Filistin’in Birleşmiş Milletler daimi üyesi olarak tanınması durumunda, Genel Kurul çoğunluk kararını Güvenlik Konseyinde veto edeceğini söylemektedir. Filistin Devleti’nin Tanınması Beyanatında, Venezuela Amerikamız Halkları için Bolivarcı İttifaka (ALBA) üye kardeş halklarla birlikte, böylesine adil bir gayenin ancak bu şekilde durdurulacağını bildirmiştir. Bildiğimiz üzere, imparatorluk, bu ve diğer durumlarda, dünya sahnesine ikili standart  getirmeye çalışmaktadır: Libya’da uluslararası hukuku ihlal eden ikili Yanki standartıdır, ancak İsrail’in aynı şeyi canının istediği gibi yapmasına da izin vermektedir. Böylece siyonist barbarlığın ellerinde tecelli eden Filistin soykırımının baş yardakçısı haline gelmiştir. Said’in, yaraya tuz basan şu sözlerini hatırlayalım: İsrail’in Amerika Birleşik Devletleri’ndeki çıkarlarına bağlı olarak  Amerika Birleşik Devletleri’nin ülkenin Orta Doğu siyaseti İsrail merkezli olmuştur.

Sözlerimi Mahmut Derviş’in unutulmaz şiirinin şu dizeleriyle sonlandırmak isterim: Bu dünyada: Bu dünyada yaşamaya değer birşeyler var: Bu dünyada, bu dünyanın kadını/ başlangıçların anası/ bitişlerin anası. Filistin’di adı. Filistin denilmeye devam ediyor/ Sen benim kadınım olduğun için yaşamayı hak ediyorum.

Filistin denilmeye devam edecek! Filistin yaşayacak ve kazanacak! Çok yaşa özgür, egemen ve bağımsız Filistin!

 

Hugo Chávez Frías
Venezuela Bolivar Cumhuriyeti Devlet Başkanı

 

_______________________________________________________________________ 

INFORME NACIONAL DE LA REPÚBLICA BOLIVARIANA DE VENEZUELA ANTE EL MECANISMO DE EXAMEN PERIÓDICO UNIVERSAL DEL CONSEJO DE DERECHOS HUMANOS DE LA ONU

www.epuvenezuela.gob.ve

_______________________________________________________________________ 

I COMISIÓN MIXTA VENEZUELA - TURQUÍA

Caracas / 05-06 de septiembre de 2011

 

Caracas y Ankara fortalecen la Gran Misión Vivienda

Caracas, 07 de septiembre de 2011 (MPPRE).- Como parte de la I Comisión Mixta de Cooperación entre Venezuela y Turquía, realizada en la Casa Amarilla Antonio José de Sucre, en Caracas, los representantes de ambas naciones adelantan a los medios de comunicación social los avances en proyectos como la Gran Misión Vivienda.

El Viceministro para Asia, Medio Oriente y Oceanía, Temir Porras, destaca el fortalecimiento de las relaciones con esta nación asiática, después de casi sesenta años de establecimiento.

Agrega que el mayor impulso se obtiene en la última década debido a las políticas de Estado que lleva a cabo la Revolución Bolivariana.

"Estamos haciendo esfuerzos para que en los proyectos concretos y prioritarios de desarrollo nacional, se trabaje bajo el nivel de complementación y lazos de amistad".

En ese sentido resalta que "para nadie es un secreto la labor que están desarrollando, en nuestro país, las empresas turcas en materia de vivienda".

El viceministro venezolano expresa que "hemos estado conversando sobre un esquema integral de cooperación entre Turquía y Venezuela, donde cada país ofrezca sus fortalezas, en nuestro caso por medio del intercambio intenso en materia energética y petrolera, y el apoyo para la construcción de viviendas con financiamiento turco".

El viceministro turco de Relaciones Exteriores, Selim Yenes, comenta que su país ha venido trabajando en las relaciones de complementariedad con varios países del mundo, pero que la región suramericana es primordial para concretar nuevos lazos de hermandad.

En esta I Comisión Mixta de Cooperación se firma un memorándum de entendimiento para servicios aéreos y se acuerdan nuevos proyectos de beneficio para ambas naciones.

Este instrumento jurídico para un posible intercambio comercial Caracas Estambul lo firma por Venezuela, el presidente del Instituto Nacional de Aeronáutica Civil, Francisco Paz Fleitas, y por Turquía, el director general adjunto de la Dirección General de Aviación Civil, Bahri Kesici.

http://www.mppre.gob.ve/index.php?option=com_content&view=article&id=15877:mppre&catid=2:actualidad&Itemid=325

 

Venezuela y Turquía suscriben acuerdo para promover ruta aérea Caracas - Estambul

Caracas, 07 de septiembre de 2011 (MPPRE).-  Los gobiernos de Venezuela  y Turquía,  firman un instrumento jurídico para intercambiar vuelos comerciales binacionales, la rubrica se hace en el contexto de la primera Comisión Mixta de Cooperación, que se realiza en la ciudad de Caracas, con la presencia del viceministro turco de Relaciones Exteriores, Selim Yenes.

Más temprano el Canciller Nicolás Maduro recibe en audiencia al diplomático de la nación turca, con quien conversa de diversos temas de interés binacional y recibe los saludos y buenos deseos de recuperación para el presidente Hugo Chávez.

"Con la suscripción de este Memorando de Entendimiento se dejan sentadas las bases para las futuras operaciones aeronáuticas entre ambos países, posicionando al Aeropuerto Internacional Simón Bolívar de Maiquetía como principal destino de enlace de Estambul en la región suramericana", dice el texto del documento.

El memorando de entendimiento lo firma por Venezuela, el presidente del Instituto Nacional de Aeronáutica Civil, Francisco Paz Fleitas, y por Turquía, el director general adjunto de la Dirección General de Aviación Civil, Bahri Kesici.

También discuten la forma en que se puede consolidar y ampliar las relaciones comerciales en las áreas de educación, energía, alimentación, aeronáutica, comercio, cultura, educación universitaria, ciencia e industrias intermedias, vivienda y desarrollo internacional.

El encuentro se realiza en la Casa Amarilla "Antonio José de Sucre" y asisten el Subsecretario Selim Yenes, y el Viceministro para Asia, Medio Oriente y Oceanía, Temir Porras, en compañía de altos funcionarios de los dos países.

Cada mesa de trabajo tiene el objetivo de revisar los acuerdos y analizar las nuevas oportunidades de complementariedad.

La representación turca manifiesta su voluntad de transferir tecnologías a la nación suramericana en los sectores de agricultura y producción de alimentos. FIN/ Rita Blanco. Fotos: Rodolfo Linares.

http://www.mppre.gob.ve/index.php?option=com_content&view=article&id=15876:mppre&catid=2:actualidad&Itemid=325

___________________________________________________

Fotogalería

Con la suscripción de este Memorando se dejan sentadas las bases para futuras operaciones aeronáuticas entre ambos países.


 

Viceministro para Asia, Medio Oriente y Oceanía, Temir Porras

 

Venezuela y Turquía, firman un instrumento jurídico para intercambiar vuelos comerciales binacionales

 

________________________________________________________

 

VISITA DEL CANCILLER NICOLÁS MADURO MOROS A TURQUÍA

____________________________________________________________________

 

VISITA DEL MINISTRO DE ENERGÍA Y RECURSOS NATURALES

DE LA REPÚBLICA DE TURQUÍA A VENEZUELA

____________________________________________________________________

 

EL PARQUE GENERAL "SIMÓN BOLÍVAR" EN ANKARA - TURQUÍA

SE PINTÓ NUEVAMENTE DE ROJO- ROJITO

_____________________________________________________________

CUMPLIENDO LAS METAS DEL MILENIO

METAS CUMPLIDAS EN CASTELLANO / METAS CUMPLIDAS EN INGLES

_______________________________________________________________________

 

www.embavenez-turquia.com/actividades.html

_______________________________________________________________________

CONSTITUCIÓN DE LA REPÚBLICA BOLIVARIANA DE VENEZUELA

Para descargar

ESPAÑOL - TURCO - INGLÉS

_______________________________________________________________________

Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com Javascript DHTML Drop Down Menu Powered by dhtml-menu-builder.com

 

 

- Página Web -

 

 

 

 

 

 

 

Agregar a Favoritos          Imprimir

Google

________________________________________

EMBAJADA DE LA REPÚBLICA BOLIVARIANA DE VENEZUELA

Hilal Mahallesi, Hollanda Caddesi, 696. Sokak, No:20/A,
06550, Yıldız, Çankaya – Turquía

Teléfonos
0090 (312) 441 21 45 -  441 21 49 (Central)

Fax
0090 (312) 440 67 55     

Fax Embajador
0090 (312) 440 67 43

Correos Electrónicos
mision-ankara@embavenez-turquia.com
mision-ankara2@embavenez-turquia.com
embajador@embavenez-turquia.com raul.betancourt611@mppre.gob.ve